Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) simge isimlerinden, yazar ve eski Genel Başkan Ali Balkız, dernekten ihraç edilmesine giden süreci ilk kez tüm çıplaklığıyla kaleme aldı. Balkız, aynı gün hem devletin savcısından hem de kendi örgütünden gelen "ifade" kağıtlarını "kaderin cilvesi" olarak niteledi.
Ali Balkız, 27 Kasım 2025 tarihinde iki ayrı tebligat aldığını belirtti. Bunlardan ilki Ankara Cumhuriyet Savcılığı’ndan gelen "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" bildirisine attığı imza nedeniyle başlatılan soruşturmaydı. İkinci yazı ise yaşamını adadığı PSAKD Genel Merkezi’nden geliyordu. Balkız, bu durumu şu sözlerle özetledi:
"Ülkemizde demokrasi ararken, kendi örgütümüzdekini yaraladılar."
Balkız’ın aktardığına göre, ihraç kararına dayanak oluşturulan suçlamalar arasında medya paylaşımları, TV programlarındaki konuşmaları ve yönetim kuruluna yönelik eleştirileri yer alıyor. Özellikle Merdan Yanardağ’ın tutuklanması sürecinde bir yöneticiye yönelik kullandığı "Küpeli sevinmiştir" ifadesinin, "cinsiyetçi bir saldırı" olarak nitelendirilerek ihraç gerekçesi yapılmasına dikkat çekti.
Ali Balkız, hakkındaki şikayetlerin buzdağının görünen kısmı olduğunu, asıl sorunun PSAKD yönetiminin Alevilik felsefesinden ve örgüt kültüründen uzaklaşması olduğunu savundu. Yazısında özellikle şu noktalara vurgu yaptı:
Ezan Sesiyle Duran Semah: Bir Aşure etkinliğinde ezan okunurken semahın durdurulmasına tepki gösterdiğini ancak yönetimin bu durumu savunduğunu belirtti.
Koruma Eşliğinde Genel Kurul: 17. Genel Kurul’da yaşanan gerginliklere, delegelerin salonu terk etmesine ve bir genel başkanın kendi kongresinde korumalarla gezmesine sert eleştiriler yöneltti.
Örgütsel Hafıza Kaybı: Şikayetçi olan yöneticilerin örgüt geçmişinin çok yeni olduğunu hatırlatarak, Sivas katliamı acısını bizzat yaşayanların dışlandığını ifade etti.
Yazısının sonunda Aleviliğin özü olan "Eline, diline, beline sahip olma" düsturuna geri dönülmesi gerektiğini belirten Balkız, kurumların bir "Can" gibi yönetilmesi çağrısında bulundu. "Bunlar gelip geçer, su akar yatağını bulur" diyerek, kişisel kırgınlığından ziyade Yol’un geleceğine dair endişelerini dile getirdi.